Ana içeriğe atla

bir melek gördüm galiba

öncelikle eve gitmek için istanbul içerisinde ne kadar çile çektiğimi belirtmek istiyorum. sarıyerden kartala kadar önce bir otobüs oraadan in başka otobüs oradan in feribot falan. tabi böyle yazması kolay kaçıncı oldu sayamadım ama bu aralar başıma şu feribotu saniyeyle kaçırma olayı gelip duruyor. cidden 5-10 dk kaçırmış olsam üzülmeyeceğim ama bu dkkyla kaçırma çok pis koyuyor kardeşim. geçen gün yine eve gidiyorum kartaldakinden umudum kesik çoktan pendiğe gidiyorum son duraklarda resmen aksiyon dolu dklar yaşıyorum içimden. hayaller kuruyorum bide . gidip şöföre hiç bir durakta durmayacaksın uleynn bas gaza hemen beni iskeleye uçuruyorsun hemen deyip elimi cebimde silah şeklinde tutup silahım varmış izlenimi yaratıyorum tabi öyle korkup basıyor gaza sonra iskeleye yetişiyorum ve hemen inip koşarken iskeleye doğru elimi çıkarıp nanik yapıyorum ve gülerek uzaklaşıyorum :D
neyse bu hayallerle tam geliyoruz iskeleye saate bakıyorum tam feribotun kalkma saati. tabi yıkılmış bir durumda yan taraftaki büfeye geçiyorum ve o 1 saat 15 dklık bekleme sürecim başlıyor. işte açtım anneme telefonda ağlıycam artık kaçıncı bu ya bıktım artık eve gelmeyeceğim diye tabi annem gaz veriyor "kızım birşey olmaz bekle , birşiler ye acıkmışsındır tuvalete git falan da filan " neyse bekle bekle müzik dinleye dinleye kulaklıklar kulağıma yapışıyor zaten 2 saat boyunca.
e birde bunun geri dönüşü var tabi. gerçi feribot kaçırma gibi bir derdim yok ama geri döndüğümde yurda gidene kadar olan trafik çilesi beni çileden çıkartıyor hele birde elimde bavulum varsa yedim ayvayı. kendime yer bulamazken birde o ağır ve taşınamaz derecede her seferinde evden taşınan ve nedense hiç bitmeyen kıyafetlerle dolu bavulu gel de sokuştur biryerlere. evet melek ne alaka diyeceksiniz şimdi sıra ona geldi. özet geçsem daha iyiydi ama çok dolmuşum bir anda yazıverdim. işte zincirlikuyu da inip sarıyer otobüsüne binmem gerek ama o merdivenler yok mu önce çık çık sora in in sora bir daha çık of anam ağlıyor o bavulu merdivenlerden çıkarana kadar. insanlıkta yok kimsede dur bir ucundan ben tutayım diyen  ve tam böyle içimden söylenirken yine bi an da yanımda bir ışık belirdi evet bu konuşuyordu da hemde yardım edeyim mi diyordu doğal olarak insan değildi tabi . ben ağzımı açıp bir evet bile diyemeden alıp bavulumu merdivenlerden yukarı uçarak çıkardı ben de merdivenler hiç bitmesin diye dua ediyordum o sıra içimden. nasıl bir şeydi ya o sarışın takım elbiseli taş gibi biblo gibi bir melekti o. takım elbisenin nadir yakıştığı insanlık aleminde takım elbise onun için yaratılmıştı resmen. o kaşlar o gözler offff...
neysem merdivenler hiç olmadığı kadar çabuk bitti ve ağzımı kapatıp teşekkür ettikten sonra öyle bir gülüşü vardı ki 2. defa melek olduğunu düşünmeme sebep oldu. kaç dk durup arkasından baktığımı bilmiyorum. suratım da salak bir gülümsemeyle kaldım orada ve her seferinde oradan geçerken aynı ritüelleri gerçekleştiriyorum belki yine gelir diye.
benim hala umudum var..!

Yorumlar

  1. I like your blog!
    Come on http://selenia-levolchanel.blogspot.com
    kiss:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çaresizim

şöyle bi eskilere baktımda kimler gelmiş kimler geçmiş, neler neler değişmiş biri hariç "aşk" hep aşkı aramışım hep onu istemişim hep yarım kalmışım.  hep sonu hüzün hüsran ama yine de aşk istemişim. yine istiyorum. ama yine normal insanlar gibi normal birine değil.  bir insan bu kadar iyi olmak zorunda mı, peki bu kadar tatlı?   gözlerinin derinliklerinde öyle kaybolduğunu ve gözünü kapadığında gözlerinin aklında kaldığını fark ettin mi hiç?  peki ellerini sımsıkı tutup, dudaklarının tadına bakıp, teninde tenini hissedip, kokusunda boğulmak isterken bir sonraki güne bir hiç olarak uyandın mı? o bir adım uzaklaşınca sen uzaklara koşarak kaçtın mı ,o gözlerine baktığında sen gecenin karanlığında kayboldun mu? peki bunları yaşasaydın ne yapardın? cevabını bilmiyorum, bilemeyeceğim... çünkü ben bir korkağım artı ne istediğimi ben bile bilmezken ondan ne bekliyorum ki! kokusu hala yastığım da derin derin içime çekip hatırlıyorum. hatırlıyorum ...

özlemiş beni!

msj geldi biraz önce. hani hep msj atmasını istediğiniz birsi olur ya, işte oydu msj atan. özlemiş beni!  (ben hep özlüyorum) peki neden msjını okuyup cvp bile vermeden bir kenara fırlattım telefonu? bitti mi umutlarım? sevgim tükendi mi yoksa ? yoksa sonunu bildiğim için mi böyleyim ? düşüneyim. bugün yine ona koşa koşa gideceğim, yarın hiçbir şey olmamış gibi,gülüşü aklıma gelince mutlu olduğum gibi, tenine dokunduğum da huzur bulmamış gibi, kokusunu nerede duysam aklıma gelmeyecek gibi, öperken dudaklarım hiç yanmamış gibi ,onu hiç istememişim,sevmemişim gibi ve bu yazıyı onun için yazmış gibi mi davranacağım ? tabi ki evet! bundan önce nasıl olduysa yine öyle olacak -tı- ama bu gün yapmayacağım. onu istemeyeceğim. yüzünü gözlerini görmek istesem de daha fazla acı çekmemek için yapmayacağım. şimdi telefonumu kapadım. içim rahat değil ama olacak.elbet bir gün...
ÖZLEDİM LAN  birini değil aşık olmayı özledim. ama platonik değil karşılıklı aşkı. eğlenmeyi, öpüşmeyi, sevişmeyi, içmeyi, sarhoş olmayı, dans etmeyi, dertleşmeyi her şeyi özledim.