Ana içeriğe atla

çok film izlemekten hep


plağı seçip pikapa yerleştirdi ve plak dönmeye başladı. içinde tatlı bir huzur vardı biraz sonra daha da mutlu olacağını düşünüyordu çünkü birazdan sorunları düşünmek zorunda kalmayacaktı. üzerini yavaş yavaş çıkardı ve banyoya doğru ilerledi. bütün evde şarkı yankılanıyordu o huzur dolu melodisiyle. suyu açtı sonuna kadar son hızıyla akıyordu. soğuk tarafını çok açmadı çünkü sıcağı severdi. zaten hep yazı sevmiştir. terlese bile şikayet etmezdi. hiç deniz kenarında sevgilisiyle oturup dalgaları izlememişti yada güneşin batışını. 
küvetin içine filmlerde ki gibi banyo köpükleriyle doldurmak istedi ama hayatın filmlerde ki gibi olmadığını çok iyi bilirdi. ama yinede hayal kurmaktan vazgeçmezdi. olmayacağını bile bile hep inanırdı. inançlıydı.
küvete girdi ve havayı kocamannn içine çekti. bi anda etrafı banyo değilde küçükken en çok mutlu olduğu evlerinin arka bahçesi geldi aklına gülümsedi ve aynı anda gözünden yaşlar akmaya başladı. sonra sinirlendi kendisine bugün ağlamak hüzünlenmek yoktu.neyse ki sustu hemen. su çok berraktı. kendi vücuduna baktı göbeği vardı. hiç sevmezdi kendini ama suyun içinde gözüne güzel geldi. tenine değdiği erkekleri düşündü hiçbirine tam anlamıyla ait olmamıştı o, hep aklında başkası vardı. daha onu tanımıyordu belki ama aklı hep ondaydı. o yüzden hiç birine ait hissetmemişti kendini. 
yinede hayat güzeldi dedi içinden john lenon dinlediği için kendiyle gereksiz bir gurur duydu.müzik dinlemeyi çok severdi. o yüzden ölürken bile müzikle ölmek istemişti.
annesini düşündü babasını, kardeşini. üzülürlerdi tabi ani gidişine ama ne kadar üzülseler de unutacaklardı bi süre sonra. unutsunlar da zaten. kendi gibi biri için fazla üzülmeye gerek yoktu.
ve o an geliyordu. yavaş yavaş gözleri kapanmaya etraf karamaya başladı. içini mutluluk kapladı.ölüm güzeldi.
ve son bir
elveda… 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çaresizim

şöyle bi eskilere baktımda kimler gelmiş kimler geçmiş, neler neler değişmiş biri hariç "aşk" hep aşkı aramışım hep onu istemişim hep yarım kalmışım.  hep sonu hüzün hüsran ama yine de aşk istemişim. yine istiyorum. ama yine normal insanlar gibi normal birine değil.  bir insan bu kadar iyi olmak zorunda mı, peki bu kadar tatlı?   gözlerinin derinliklerinde öyle kaybolduğunu ve gözünü kapadığında gözlerinin aklında kaldığını fark ettin mi hiç?  peki ellerini sımsıkı tutup, dudaklarının tadına bakıp, teninde tenini hissedip, kokusunda boğulmak isterken bir sonraki güne bir hiç olarak uyandın mı? o bir adım uzaklaşınca sen uzaklara koşarak kaçtın mı ,o gözlerine baktığında sen gecenin karanlığında kayboldun mu? peki bunları yaşasaydın ne yapardın? cevabını bilmiyorum, bilemeyeceğim... çünkü ben bir korkağım artı ne istediğimi ben bile bilmezken ondan ne bekliyorum ki! kokusu hala yastığım da derin derin içime çekip hatırlıyorum. hatırlıyorum ...

pembe yalnızlık

yine günlerden bir gün otobüse binen pembe renkli kedi ilk duraktan binmediği için 4 ayağının üzerinde yolculuğu tamamlamak zorundaydı. çok yalnızdı kalabalığın içinde. insanlar onu görmüyor kuyruğuna basıyor hatta tekmeliyorlardı. son durağa yaklaştıkça insanların yavaş yavaş azalıyor itiş-kakış azalıyordu. tamam rahattı şimdi  hem bir koltukta bulmuştu oturmak için. klima çalışmıyordu. ama ne zaman belediye bir işi doğru düzgün yapmıştı ki. metroda ki klimalarda o kadar fazla çalışıyordu ki orada da üşüyordu mesela. neyse gözü camdan dışarıya kaydı ve durakta duran o papyonlu yeşil gözlü kediyi gördü. o da bakıyordu. hani yıldırım aşkı , işte ondandı. hemen kapıdan aşağıya doğru atlayarak otobüsten indi. papyonlu kedi arada buna göz ucuyla baksa da yanına gelip tanışmak adına hiçbir şey yapmıyordu. yeni bir otobüs geldi ve papyonlu tekrar hava atar şekilde patisiyle kulağını yalayarak ona baktı ve otobüse havalı bir şekilde bindi. arkasından bakan bizimki yeniden hayal kırıklığı...

her şeyi bir kenara bırak.

eski kötü sonla biten yaşanmışlıklarımızı bir kenara koyabilmek en önemli şey şu hayatta. herkes "ya ben yaptım şöyle böyle oldu" demeyi sever. çünkü eğer o cümleyi kurabiliyorsan sen karşındakinden daha önce yemişsindir hayatın sillesini daha büyüksündür, daha olgun hatta sana göre. tabi ki sevdiğin insanın aynı hataya düşmesini senin gibi yıpranmasını istemezsin. ama yine de artistlik konuşmaları karşı taraf dinlemiş gibi yapsa da aslında sana anlatmışsa konuyu zaten kararını çoktan vermiştir. sadece  bir kişiden de olsa yapacağının doğru olduğunu duymak ister.  kendini karşıdakinin yerine koy bir kere. hiç hata yaptığın bir olayı tekrarlamadın mı? tabi ki yaptın. ama her seferinde sonuçlar aynı olsa da hatanı düzeltebilecek yeni çözümler bulmak için fırsatın olur.  o yüzden herhangi bir şey için yaptığınız her yeni başlangıçlarda ön yargılarınızı, yaptığınız hataları, hatta geçmişinizi bir kenara bırakın.   geçmiş bizi sadece geride bırakır.