Ana içeriğe atla

Kayıtlar

yine günlerden bir gün otobüse binen pembe renkli kedi ilk duraktan binmediği için 4 ayağının üzerinde yolculuğu tamamlamak zorundaydı. çok yalnızdı kalabalığın içinde. insanlar onu görmüyor kuyruğuna basıyor hatta tekmeliyorlardı. son durağa yaklaştıkça insanların yavaş yavaş azalıyor itiş-kakış azalıyordu. tamam rahattı şimdi  hem bir koltukta bulmuştu oturmak için. klima çalışmıyordu. ama ne zaman belediye bir işi doğru düzgün yapmıştı ki. metroda ki klimalarda o kadar fazla çalışıyordu ki orada da üşüyordu mesela. neyse gözü camdan dışarıya kaydı ve durakta duran o papyonlu yeşil gözlü kediyi gördü. o da bakıyordu. hani yıldırım aşkı , işte ondandı. hemen kapıdan aşağıya doğru atlayarak otobüsten indi. papyonlu kedi arada buna göz ucuyla baksa da yanına gelip tanışmak adına hiçbir şey yapmıyordu. yeni bir otobüs geldi ve papyonlu tekrar hava atar şekilde patisiyle kulağını yalayarak ona baktı ve otobüse havalı bir şekilde bindi. arkasından bakan bizimki yeniden hayal kırıklığ...
En son yayınlar

çaresizim

şöyle bi eskilere baktımda kimler gelmiş kimler geçmiş, neler neler değişmiş biri hariç "aşk" hep aşkı aramışım hep onu istemişim hep yarım kalmışım.  hep sonu hüzün hüsran ama yine de aşk istemişim. yine istiyorum. ama yine normal insanlar gibi normal birine değil.  bir insan bu kadar iyi olmak zorunda mı, peki bu kadar tatlı?   gözlerinin derinliklerinde öyle kaybolduğunu ve gözünü kapadığında gözlerinin aklında kaldığını fark ettin mi hiç?  peki ellerini sımsıkı tutup, dudaklarının tadına bakıp, teninde tenini hissedip, kokusunda boğulmak isterken bir sonraki güne bir hiç olarak uyandın mı? o bir adım uzaklaşınca sen uzaklara koşarak kaçtın mı ,o gözlerine baktığında sen gecenin karanlığında kayboldun mu? peki bunları yaşasaydın ne yapardın? cevabını bilmiyorum, bilemeyeceğim... çünkü ben bir korkağım artı ne istediğimi ben bile bilmezken ondan ne bekliyorum ki! kokusu hala yastığım da derin derin içime çekip hatırlıyorum. hatırlıyorum ...
ÖZLEDİM LAN  birini değil aşık olmayı özledim. ama platonik değil karşılıklı aşkı. eğlenmeyi, öpüşmeyi, sevişmeyi, içmeyi, sarhoş olmayı, dans etmeyi, dertleşmeyi her şeyi özledim. 

pembe yalnızlık

yine günlerden bir gün otobüse binen pembe renkli kedi ilk duraktan binmediği için 4 ayağının üzerinde yolculuğu tamamlamak zorundaydı. çok yalnızdı kalabalığın içinde. insanlar onu görmüyor kuyruğuna basıyor hatta tekmeliyorlardı. son durağa yaklaştıkça insanların yavaş yavaş azalıyor itiş-kakış azalıyordu. tamam rahattı şimdi  hem bir koltukta bulmuştu oturmak için. klima çalışmıyordu. ama ne zaman belediye bir işi doğru düzgün yapmıştı ki. metroda ki klimalarda o kadar fazla çalışıyordu ki orada da üşüyordu mesela. neyse gözü camdan dışarıya kaydı ve durakta duran o papyonlu yeşil gözlü kediyi gördü. o da bakıyordu. hani yıldırım aşkı , işte ondandı. hemen kapıdan aşağıya doğru atlayarak otobüsten indi. papyonlu kedi arada buna göz ucuyla baksa da yanına gelip tanışmak adına hiçbir şey yapmıyordu. yeni bir otobüs geldi ve papyonlu tekrar hava atar şekilde patisiyle kulağını yalayarak ona baktı ve otobüse havalı bir şekilde bindi. arkasından bakan bizimki yeniden hayal kırıklığı...

her şeyi bir kenara bırak.

eski kötü sonla biten yaşanmışlıklarımızı bir kenara koyabilmek en önemli şey şu hayatta. herkes "ya ben yaptım şöyle böyle oldu" demeyi sever. çünkü eğer o cümleyi kurabiliyorsan sen karşındakinden daha önce yemişsindir hayatın sillesini daha büyüksündür, daha olgun hatta sana göre. tabi ki sevdiğin insanın aynı hataya düşmesini senin gibi yıpranmasını istemezsin. ama yine de artistlik konuşmaları karşı taraf dinlemiş gibi yapsa da aslında sana anlatmışsa konuyu zaten kararını çoktan vermiştir. sadece  bir kişiden de olsa yapacağının doğru olduğunu duymak ister.  kendini karşıdakinin yerine koy bir kere. hiç hata yaptığın bir olayı tekrarlamadın mı? tabi ki yaptın. ama her seferinde sonuçlar aynı olsa da hatanı düzeltebilecek yeni çözümler bulmak için fırsatın olur.  o yüzden herhangi bir şey için yaptığınız her yeni başlangıçlarda ön yargılarınızı, yaptığınız hataları, hatta geçmişinizi bir kenara bırakın.   geçmiş bizi sadece geride bırakır.

tam mutlu oldum derken

her başlaya ilişkide hayatınızın aşkını bulduğunuzu zannedersiniz. oysa bitince sadece Allah'ınızdan bulduğunuzu farkedersiniz. ama ısrarla da her yeni insanla başlarken sil baştan yaşarsınız. belki de doğanın kanunu budur. düşünsenize eskisini hiç unutamadığınızı. cık cık cık evlerden ırak. istanbula 4 gün bir işim için gitmiştim. gitmişken bi cumartesi gecesini taksimde geçirmek istedim. kuzenimle süslendik püslendik( ben yine giyecek bişi bulamadığımı idda edip takıverdim bişiler) çıktık dışarı. yolda bi arkadaşım ve yeni köpeği ıce ile karşılaştık. malesef köpeksever biri olmadığımdan uzaktan konuşarak asmalıda çalıştığı yere doğru yol almaya başladık. zaten belirli bi planımızda yoktu. neyse sohbet falan ederken yan mekanın sahibi gelin içkiler bizden eğlenin falan deyince toplaşıp gittik. kaç tane şişe vodka geldi hatırlamıyorum ama ordan çıkıp en sevdiğimiz mekan jokere gittik. orda da bikaç bişi daha içince demeyin bizim keyiflere. nasıl dans etmektir o artık ayaklarım y...

istiyorum

onu çok istiyorum. konuşmak istiyorum sabaha kadar. anlatsın hakkında ki her şeyi bilmek istiyorum. ondan öncesini silmek istiyorum. sadece o olsun hayatımda. onu çok istiyorum diye 40 kere yazsam benim olur mu? tam bir şeyler iyi gidiyor diye mutluyken yine içine ettim. yine başlayamadan bittik.şimdi msn de online elim ha bire gidiyo yazmak için ama yazamıyorum. ne diycem ki? slm desem slm dicek naber desem ii senden dicek ii dicem ve bitecek konuşma. neden herşey bu kadar zor olmak zorunda ki?